iskilip in Dunyaya Acilan Penceresi


Fehmi YAĞLI

Kategoriler
RÖPORTAJLAR (FEHMİ YAĞLI)
EKONOMİ: ERRİZKU ALELALLAH
Siyasi- Fazilet Partisi Dönemi
AHİRETTEKİ DOSTLARIM
Siyasi- AKPARTi Dönemi
BİLUMUM İSKİLİP YAZILARI
ZİYARETCİ YORUMLARI
En son yazılar
ORHAN ÖZTÜRK’Ü KİMLER SEVMEZ !?
[03/08 09:28AM]

ÇORUM AK PARTİ İL BAŞKANI FARUK ÖZKADER’E AÇIK MEKTUP
[21/07 04:01AM]

SAYFA ZİYARETCİLERİNİN YORUMLARI
[20/07 04:05PM]

İSKİLİP-TOSYA YOLUNUN ŞEHİR İÇİ GEÇİŞİNE VİYADÜK YAKIŞIR
[20/07 06:40AM]

KAYIT DIŞI EKONOMİDEN NASIL KURTULURUZ?
[20/07 06:26AM]

[21/03 04:01PM]
AK PARTi Kadrolarının siyasi yürüyüşüne yerel bakış

Ortaokul yıllarımda memleket meselelerine kafa yorduğumu hatırlıyorum.Hiç unutmam Milli Selamet Partisi zamanında milletvekili veya senato seçimleriydi.Parti binasında ismini hatırlayamadığım bir adayın konuşmasının sonunda bir köşede sessizce ağlamıştım.Memleketin ahvalini o denli anlatmış olmalı ki üzüntümden ağlamıştım.
                İlkokuldan sonra ailemin ; hem beşeri ilimlerin hem de dini ilimlerin verildiği İmam Hatip Lisesini tercih etmeleri sebebiyle kendimi o zaman ki adıyla Milli Selamet camiasının içerisinde buldum.O zamanlar Erbakan liderliğinde ki kadro sahiplenmekteydi İmam Hatipleri. Devlet lise,ortaokul ve bunların yatılı pansiyon binalarını gerektiğinde bir yıl da yapmakta iken bizler çarşı-pazarda ki sınıflara dönüştürülmüş işyerlerinde eğitim-öğretim yaptık.Bir tarafdan okulumuzun resmiyet kazanması bizleri sevindirirken uygulamalarda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmemiz bizleri doğrusu soğutuyordu devletten. Kısacası bizi sahipleneni bizimde sahiplenmemizden kaynaklandı Milli Selamet camiasında ki yer alışımız.Milli Nizam zamnını hatırlamıyorum.O yılları babam yaşamış.Milli Selametinde son yıllarını hatırlıyorum.
                Erbakan liderliğinde ki Milli Nizamla başlayan ve Fazilet Partisiyle son bulan siyasi mücadelede halkımızın gözünde dindar,yalan söylemeyen, yardımsever, fedakar, güvenilir, dürüst bir imaj oluşturabilmiştik politikanın çirkefliklerle dolu zemininde.Erbakan’ın siyasi hayatında ki verdiği mücadele o camiada ki tüm insanlar için örnek bir yaşam tarzı olmuştur. Dindar insanların da dini istismar etmeksizin siyasette dürüstçe yer alabileceğini ispatlamıştır. bu kadro. Sabrı gayreti,mücadeleyi,disiplini hep Ondan öğrendi. Ama hiçbir zaman ülkeyi teröre,kaosa,kargaşaya sürükleyen taraf olmadı. Yasalara saygıyı, uyumu  Ondan öğrendik. Erbakan liderliğinin içerisinde dini argümanların da olması sebebiyle canı pahasına lidere bağlılık derecesinde bir kitle oluşmuştu Erbakan o atmosferde bu kitleyi istediği gibi yönlendirme gibi bir güce sahipti. Fakat O bu imkanı hiçbir zaman devlete sorun çıkaracak tarzda kullanmadı.Bu yüzden aslında Erbakan’ı devlet yüksek nişanı ile onure etmek lazım bence. Artık “Erbakan” benim için mevcut bilinen şahsiyetten öte mefkuremde soyut bir kavrama sahip manevi şahsiyete haiz bir mefhumdur. Erbakanlı yıllar benim için kimliğimi şekillendiren kime ait olduğuma karar kıldığım,vatan millet din namus gibi kutsallarımız uğruna gerektiğinde canımı feda edebileceğim yüksek idealleri öğrendiğim bir ocak olmuştur.
Bizim camia elde ettiği siyasi başarıları;birilerinin altı kere gidip yedi kere gelmesi gibi kolay elde edilmemiştir. Elde ettiğimiz her başarının karşılığında büyük bedeller ödedik.Yıllarca köy köy mahalle mahalle ev ev adam adama markaj şeklinde inandığımız ideallerimizi anlata anlata siyasi başarılar elde etmiştir bizim camiamız. Samimi duygularımızı istismar edenler olmadı mı? Elbette oldu.Kandırıldık sineye çektik.Tayyip bey ve çağdaşları; daha sonraki benim çağdaşlarım olan jenerasyonun  alın terleri “abi”ler tarafından karşılıksız bırakıldı. “Lidere bağlılık” adı altında genel merkez cuntası oluşturuldu. Erbakan’a birinci derece yakın duran sadakatli arkadaşları fedakarlık yapamadılar.”Şayet bu mücadelede yere düşersem beni kaldırmaya uğraşmayın üzerime basın gecin gidin” diyenler parti içerisinde yetişen Tayip Beylerin,Abdullah Güllerin, Abdullatif Şenerlerin üzerlerine basarak makam ve mevkilerini kazandıklarını gördük. Fazilet Partisi döneminde Abdullah Güllerin önünü kesenler ilçe de bizim önümüzü kestiler. Fazilet partisinde ilçe başkanlığını bana verenler genel merkez delegeliğini güya kendi güvendikleri bir başkasına verdiler.Buna rağmen o zaman ki yönetim kurulundan Abdullah Gülü genel merkeze rağmen destekleme kararı çıkarttık. Genel merkezin engellemelerine rağmen Abdullah Bey kongre öncesi teşkilatları ziyaret gezisine çıkmıştı.Fakat gittiği illerde saygısızca teşkilat binalarını dahi açtırmıyorlardı.O dönemde Çorum ziyaretinde il teşkilatı Abdullah beyin ziyaretini bizden gizlemişlerdi.Bu durumu öğrendiğimde bizzat Abdullah beyi arayarak görüştüm.Kendisine ,size yapılan haksızlıkları protosta amaçlı emir buyrun yönetimimle birlikte derhal istifa edeyim demiştim.Fakat kabul etmemişti.
                Fazilet partisi’nin kapatılmasının akabinde Ak Parti’nin kuruluş çalışmaları başladı.Ve ben hiçbir beklentim olmaksızın derhal ekibin içerisine dahil oldum.Partinin kuruluş günlerinde Abdullah Gül beyi bir ziyaretimde Ertuğrul Yalçınbayır’la birlikte bulmuştuk.Yalçınbayır partiye katılıp katılmamakta tereddüt gösteriyordu. Ben kendisine demiştim ki: Anadoluda seller gibi Ak Parti’ye akış var.Hiç tereddüt etmeyin böyle bir ekibin kuracağı partinin üyesi olmak bile onur verir insana. Öyle de oldu.Parti kuruluşunda ilçe başkanlığını o gün ki il başkanı bana vermedi.Başka isim üzerinde tercih kullandı.Ama maalesef aradan altı ay geçmemişti ki milletvekilleri seçimleri yapıldı.O gün ki il başkanı dahil büyük ilçelerin ilçe başkanları milletvekilliğine aday olmak için istifa ederek kurdukları teşkilatı başsız bıraktılar. Parti kurulduktan altı ay sonrasında teşkilatlar vekaletle yönetilir oldu. Üzülerek ifade etmek zorundayım ki bu arkadaşlar partinin menfaatinden çok şahıslarının menfaatini düşündüler. Olursa milletvekilliği aliyulala, olmasa teşkilatın yükünden kurtulma gibi bir kolaycılığa kaçtılar.Böyle bir durum kitle partilerinde kolayca karmaşaya neden olabiliyo.Bizde bu karmaşadan nasibimizi aldık doğrusu.Kurucu ilçe başkanı milletvekilliği adaylığı için istifa edince yük bize kaldı.Çok geçmeden kbirinci kongreye az bir zaman kala mevcut ilçe yönetimi ben kurmadığım için karşıma aday çıkarmak suretiyle teşkilatın dağılmasına neden oldular.Küsmeler darılmalar karşı listeler bir sürü karmaşanın içerisinde bulduk kendimizi.Milletvekillerimiz Külcü ve Yıldırım’ın da el altından dahli sebebiyle yönetimimden onbeş kişi birinci kongreye bir ay kala istifa ettiler.Amaçları tüzükte yazılı olan yönetim kurulunun yarısının bir fazlası istifa ettiği takdirde ilçe başkanı görevden alınır kuralını çalıştırmaktı. Fakat genel merkez tarafından görevlendirilen parti müfettişleri ilçede yaptıkları çalışmalar neticesinde istifa eden arkadaşların haklı olmadıklarını gördüklerinden beni görevden almadılar.Birinci kongreye parçalı bir vaziyette çift liste halinde girdik.Az bir farkla Allah bize nasip etti ilçe başkanlığını. Partinin birlik ve bütünlüğünü korumak için çok gayret sarfetsemde küslükler ve dargınlıklar sürdü gitti. İlçemde partimizin gücüyle milletvekilliği seçimlerinde % 60 gibi yüksek oranda bir başarı elde etsek te önümüzde mahalli seçimler vardı. Mahalli seçimlerde teşkilatın yapısı ve aday tespitleri çok önem arz ediyordu. Milletvekilliği seçimlerinde teşkilat adaylık için büyük oranda boşaldığı için parti üst yönetimi Belediye başkanlığı seçimlerinde il ve ilçe başkanlarına aday olma yasağı getirdiler. Halbuki altı aylık teşkilatın başkanlarına milletvekilliği adaylığı yasağı getirmeliydiler bence. Bu yüzden benim belediye başkanlığına aday olma şansım da yoktu.Fakat seçimlerde başarı kazanmak gibi bir mecburiyetimiz vardı. İlçede on yıllık MHP yerel iktidarı vardı ve kendilerini çok güclü gösteriyorlardı. Ak Parti her partiliden üyelere sahip olduğundan MHP tarafından da yakın markajda tutulmaktaydı.İlçe teşkilatının en ufak zafiyeti MHP ye yaracaktı. Kongrede de parcalı bir görünüm verdiğimiz için rakibimizin işine geliyordu. En ufak bir zafiyete düşmemiz gerekmekteydi. Adaylık sürecinde  ortaya koyacağımız taktikler seçimleri kazanmamıza sebep olmalıydı. Adaylık sürecinde yaşayacağımız parti içi çekişmeler kesinlikle rakibimiz karşısında mağlubiyete neden olabilirdi. Bu yüzden genel merkezin talimatı olmasına rağmen biz ilçede aday adaylığı süreci yaşatmadık.İlçe yönetimi olarak müştereken belirlediğimizin aday adayını biz ilçeye aday olarak getirdik. Bu süreci zafiyete uğratmak isteyenler çıktıysa da hiç kale almadık. Seçmenimizin moralini yüksek tuttuk. Benim için siyasi makam ve mevkiler elde etmenin önemi yoktu.Bugünlere kolay gelmedik.Tırnaklarımızla kazıya kazıya geldik. Bir heves uğruna esen rüzgarı enerjiye dönüştüremesek büyük bir vebal altında olduğumun bilincindeydim. O yüzden bazı ilçelerde olduğu gibi ben yoksam parti ne olursa olsun zihniyetini hiçbir zaman yaşamadım ve yaşatmadım ilçemde. Ben partimin ilçe başkanıyım.Partimin kurumsal kimliği önemlidir. Her zaman kurumsal kimliğine katkı sağlamanın gayreti içerisinde oldum.Zarar verici tutum ve davranışlardan elimden geldiğince kaçtım. Bunun sonucu da Ak Parti İskilip ilçe teşkilatı kuruluşundan bu güne kadar hiçbir zaman partinin kurumsal kimliğine zarar vermemiş;partinin gücünü her zaman korumuş, Milletvekilliği seçimlerinde olsun Belediye Başkanlığı seçimlerinde olsun birliği ve bütünlüğü  sağlamış bir teşkilat yapısına  ulaşmıştır.
                Allah şükürler olsun ki bu minval üzere önümüzdeki ay ilçe teşkilatımızın ikinci olağan kongresini gerçekleştireceğiz. Maalesef bu kongreye hazırlanırken de partimin kurumsal kimliğine zarar verici oluşumlarla karşılaşmadım diyemem.Genel Başkanımız milletvekillerinden parti kongrelerine müdahil olmamasını istemesine rağmen maalesef milletvekilimiz Muzaffer Külcü Bey iskilipte hararetle kongrede benim karşıma çıkacak aday arayışlarını sürdürmektedir.Allah’a şükür önceki kongrede olduğu gibi bu sefer benim yönetimimden kimseyi koparamadı ancak parti üyelerinden guruplar oluşturmak suretiyle arayışlar içerisinde bulundu.İlçeme gelmedi ama Çorum’a buradan insanlar çağırmak suretiyle toplantılar yaptı.Hala aday çıkarmanın gayreti içerisinde olduğunu biliyorum.Delege tespit sürecinde karşı liste çıkaracak isimler aradı ama bir türlü bulamadı.Delege sürecinde çalışacak bir ekip oluşturamadı ama genel merkeze şikayet dilekçesi gönderecek isimler buldu.Bu sebeple hiçbir sorun yaşamayan ilçeme genel merkez müfettişi gönderme becerisinde bulundular. Hiçbir zaman şahsım olarak zorluklarla ve çileyle geçse de siyasi hayatım partime zarar verici hal ve hareketlerden her zaman kaçınmışımdır.Siyasi hayatında şahsi manada “aşırı hırsa” hiçbir zaman kapılmadım. İnandığım davada makam ve mevki hırsına kapılmadan her zaman. “Güvenirliliğim” konusunda sürekli teşkilat içerisinde çok test edilen ve olumlu netice alınan bir şahsiyet olmanın gayreti içerisinde olmuşumdur. Siyasi duruşu her zaman parti içerisinde “nasıl bir tavır içerisinde olacağı” öncesinde belli olan bir imaj oluşturmaya çalışmışımdır. Malumunuz olduğu üzere siyaset zemininde böyle bir tavır en zor davranış ve tavırdır.
İlçe yönetimim ikinci olağan kongre için birlikte hareket kararı almış kongreye birlik ve bütünlük içerisinde hazırlanmıştır. Yönetim harici teşkilat mensuplarından bana ve ilçe yönetimime alternatif arayışlar içerisinde oldular. Bu arayışlar Ak partinin hala kamuoyu nezdinde güçlü bir parti konumunda olduğunun göstergesidir. Bu arayışlar parti içi demokrasinin gereği gibi görülebilir fakat tam aksine parti içi karmaşaya neden olmaktadır. Bu tip çalışmalar ilçe siyasetine ve parti kurumsal kimliğine zarar vermeden yapılamamaktadır. Ben ve ekibim kongre delege seçimleri sürecinde birlikte çalışma yaptık. Delege seçimlerini parti tüzüğüne uygun bir şekilde gerçekleştirdik ve herhangi bir usulsüzlüğe meydan vermedik. Parti Genel merkez müfettişince de delege tespit süreci denetlenmiş herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmamıştır. Bu yüzdendir ki Genel Merkez tarafından İlçe kongre tarihi verilmiş olup kesinleşmiştir.İnşallah bu süreci de ilçemiz ve ülkemiz adına hayırlı bir şekilde tamamlama gayreti içerisinde olacağız.
Partimiz bu yıl kongre sürecine girmenin telaşı içerisinde olduğundan ve bizim milletvekillerinin “ibadet yapmaktan şeytan taşlamaya vakit ayıramadıklarından” istifade bütün muhalefet partisi yetkilileri hemen hemen her gün il gazetelerinde boy boy hükümetimizin aleyhine demeç vermektedirler.Üç Kasım öncesine kadar bu efendiler halkın arasında siyasi kimliklerini dahi saklamak zorunda kaldıklarını unutmuşa benziyorlar.Biliniz ki millet henüz unutmadı.Bugün siyasi kimlikleriyle gazetelere boy boy demeçler vermeleri Ak Parti’nin siyasete halk nezdinde şahsiyet kazandırmasından dolayıdır. Bu milleti artık denenmiş partilerle kandıramazsınız.Milletimiz artık tekrar sunulmak istenen ekşimiş yemekleri yemeyecektir.
Saadet partisi başkanlarının demeçlerine bakıyorum ve maziyi hatırlıyorum.Hala bıraktığımız yerde duruyorlar.Kapanmış partinin enkazı üzerinden pirim yapmaya çalışıyorlar.Yeni söylemleri hiç yok.Sürekli belden aşağı vurarak geçmiş zaman hülyasında yaşıyorlar.O tatlı hülyalarla uykudan hiç kalkamayacaklar bu gidişle.
MHP yetkililerinin gazetelerde ki boy boy demeçlerine bakınca “ürkek”likten kurtulmuşa benziyorlar.Bize sataşmadan bir gün geçirdiklerinde herhalde o gün hasta olduklarını zannediyorlar.Akılları sıra süslü laflarla henüz kendi partililerinin bile hafızasından silinmeyen “Ecevit-evlat” fıkrasını unutmuşa benziyorlar.MHP nin kendi tabanı dahi “töre” uğruna bu millete neler kaybettirdiğini unutmadı. Unutacağını zannediyorsanız yanılırsınız.Yanıldığınızı da önümüzde ki seçimlerde yaşayarak göreceksiniz.
DYP il başkanı sayın Türkoğlu’da maşallah o bildik tavırlarıyla gazetelerde arzı endam etmeye başladı. Bayağı özlemişe benziyor kendine has üslubuyla basına demeç vermeyi.Mübarek bu güne kadar Çorum da ne yapılmışsa kendisi yapmış.Kendi dönemini göklere çıkarıyo.Sayın Türkoğlu’ya sormak lazım :aslında  kendisinin Çorum’a yaptıklarını bugünle kıyaslaması ne kadar doğru? O dönemde ki Demirel’in Isparta’ya yaptığıyla,Yaşar Topcu’nun, Necmettin Cevheri’nin v.b. DYP nin ağır toplarının kendi illerine yaptıklarıyla karşılaştırsın ortaya ne çıkıyor bakalım! Bizim hükümetimiz ülkemizin kalkınması için (politik çıkarlar gözetilerek değil) adil bir şekilde gerekli yatırımları yapmaktadır.Sizin zamanınızda ki gibi güçlü konumda  olan siyasilerin abidük gübüdik yollarla mantıklı mantıksız bütün devlet yatırımlarını kendi seçim çevrelerine kaydırma gibi bir yanlışın içerisinde olmayacaktır Ak parti hükümeti.
Önümüzde ki milletvekili seçimlerinde halkımız bu partilere verilecek oyların ancak CHP nin işine ya-rayacağını bildiğinden oylarını bölmeyecektir. Ülkemiz istikrarlı bir şekilde yoluna devam edecektir.Ümit ediyorum ki CHP nin de sol tabanın gözünü doldurmadığından dolayı bu kesimden de Ak Parti olarak oy almak suretiyle milletvekili sayımızı beşe çıkaracağız.

Geri İzlemeler

GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1425

Yorum

Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod:




Fotoğraf albümleri
F.Yağlı-Basın Demeçleri
Yaşam


Bağlantılarım
Ziyaret Yerlerim
İskilip Konulu Adresler




En son fotoğraflar
powered by blogsever.com