iskilip in Dunyaya Acilan Penceresi


Fehmi YAĞLI

Kategoriler
RÖPORTAJLAR (FEHMİ YAĞLI)
EKONOMİ: ERRİZKU ALELALLAH
Siyasi- Fazilet Partisi Dönemi
AHİRETTEKİ DOSTLARIM
Siyasi- AKPARTi Dönemi
BİLUMUM İSKİLİP YAZILARI
ZİYARETCİ YORUMLARI
En son yazılar
ORHAN ÖZTÜRK’Ü KİMLER SEVMEZ !?
[03/08 09:28AM]

ÇORUM AK PARTİ İL BAŞKANI FARUK ÖZKADER’E AÇIK MEKTUP
[21/07 04:01AM]

SAYFA ZİYARETCİLERİNİN YORUMLARI
[20/07 04:05PM]

İSKİLİP-TOSYA YOLUNUN ŞEHİR İÇİ GEÇİŞİNE VİYADÜK YAKIŞIR
[20/07 06:40AM]

KAYIT DIŞI EKONOMİDEN NASIL KURTULURUZ?
[20/07 06:26AM]

[21/03 03:41PM]
"HER ZAMAN DAVA ADAMI OLMAYI YEĞLEMİŞİMDİR" 1 KASIM 2003 TARİHİNDE KENT HABER GAZETESİ'NİN İLÇE BAŞKANI FEHMİ YAĞLI İLE YAPMIŞ OLDUĞU RÖPORTAJIN TAM METNİ
SİZİN ŞU SUNGURLULU OLUŞUNUZDAN BAŞLAYALIM  İSTERSENİZ? BU VESİLEYLE ÖZGEÇMİŞİNİZDEN DE BAHSETMİŞ OLURUZ.

-         Evet maalesef  ilçe başkanlığı seçimlerinde acımasızca baba memleketi gündeme getirildi. Genel Başkanımızın üç kırmızı çizgiden birisi olan bölgeciliğin bizim partide kesinlikle yasak olduğunu söylemesine rağmen kendisini Ak Partili olarak kamuoyuna lanse edenler partimizin görüşü ve felsefesinin aksine bunu işlemeye çalıştılar. Halbuki ben doğuma büyüme İskilipliyim. Benim Sungurluyla ilişkim sadece kan bağımdan öte değildir. Hatta daha da öte dedemler Alaca’dan Sungurlu’ya göçmüşler, Alaca’ya da Erzurum’dan göç etmişler. Yani dedemler Erzurum muhacirlerinden. Babam müşterek dostlar sayesinde İskilip’ten evlenmiş. Yerliköye fahri imam olarak yerleşmiş bende 1964 yılında burada doğmuşum.1972 yılında İskilip’e yerleşmişiz. Babam o zamanlar İskilip sanayi esnafının yoğun olduğu Akçay kenarında motor yağları satıcılığı işiyle iştigal etmeye başladı. İlkokulu  Azmimilli İlkokulunda tamamladım. Liseyi ise İskilip İmam Hatip Lisesinde okudum. İmam Hatip Lisesi’nin ilk mezunlarındanım. Üniversite tahsilime Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde başladım. Babamın uzun süreli yatalak hastalığı sebebiyle evin tek evladı olamam sebebiyle İlahiyat Fakültesini bırakmak zorunda kaldım.Babamın işyerini çalıştırmaya başladım. Bu arada da Açık Öğretim İktisat Fakültesine kaydoldum hem çalıştım hem üniversite tahsilimi tamamladım. Mali Müşavirlik sınavlarını kazanarak Mali Müşavirlik unvanını kazandım. 1997 yılından bu tarafa da mali müşavirlik büromda iş hayatımı sürdürmekteyim. İskilip lisesi son sınıfta ve İskilip İmam Hatip Lisesi birinci sınıfta okumakta olan iki oğlum ve iki yaşında bir kızım var. İşte böyle…

-         SADECE BU KADAR DEĞİL. SİZİN GAZETECİLİK HAYATINIZ VAR. BELEDİYE DE MÜDÜRLÜĞÜNÜZ,ÇOK ORTAKLI ŞİRKET ÇALIŞMANIZ, YURT DIŞI İŞ HAYATINIZ,İNTERNET ÇALIŞMALARINIZ,SİYASİ ÇALIŞMALARINIZ YANİ KONUŞULACAK DAHA ÇOK YÖNÜNÜZ VAR. İSTERSENİZ GAZETECİLİK HAYATINIZDAN BAŞLAYALIM?

-         Doğru. Gerçekten çok hareketli bir hayatım oldu. Bu hareketliliğin bence en büyük nedeni Lise hayatımızda çok idealist yetiştirilmemden kaynaklanıyor. İmam Hatipli öğrenciler bugün olduğu gibi her ne kadar devletimizin okulları olsa da sanki ikinci sınıf vatandaş gibi görüldük belki de bu haleti ruhi yenin etkisiyle kendimizi ispatlamak için sürekli hayat mücadelesinde risk aldık. Asi bir vatandaş olmayı hiçbir zaman düşünmedik. İddiamız devleti manevi dinamiklerle donanımlı nesillerin daha verimli yönetebileceği iddiasında olduk. Neyse konuyu dağıtmayım.Gazetecilik hayatımdan bahsetmemi istemiştiniz. Fıtratımda yazı yazma ruhuyla doğduğumu düşünüyorum. Orta okul sıralarında idi. Türkçe ve Edebiyat derslerini çok severdim. Kulakları çınlasın Ahmet Yetim hocamız Türkçe dersinde bir hikaye yazmamızı istemişti. Yazdığım yazıların gazete veya dergi sayfalarında yayınlanmasını çok arzulardım. Tatlı bir arzuydu bende bu. Yazdığım hikayeyi Türkçe öğretmenimiz sınıfa karşı çok methetmişti. İlk yazarlık kıvılcımı o methiyelerde çaktı beynimde. Mavera edebiyat dergisi yayınlanırdı o yıllarda. Rahmetli Cahit Zarifoğlu ve arkadaşları yayınlardı. O dergi de Zarifoğlu’nun okuyucuların yazılarını değerlendirdiği bir köşesi vardı. Bu hikayeyi o sayfaya göndermiştim yayınlanır umuduyla. Hikayem yayınlanmadı ama tam yarım sayfa rahmetli Zarifoğlu’nun benim hikayem için tahlil yazısı yayınladığını hiç unutmam ve o dergiyi hala saklarım. Rahmetli benimle ilgili yazısına ¨ Siz doğuştan yazar olmalısınız¨ diye başlıyordu. Edebiyat dergilerinde hikaye yazacak kadar yazar olamadık ama mahalli yayıncılık yapacak kadar gazetecilik yaptık. Konya İlahiyat’ı bırakıp İskilip’e döndükten sonra ilçede mahalli gazete çıkarma sevdasına düşmüştüm. Fakat maddi imkanlarım buna elvermemişti. O sıralar bir gurup üniversiteli genç tarafından İskilip’in Sesi gazetesi yayın hayatına başladı. Birkaç sayı sonra kendimi İskilip’in Sesi gazetesi ekibinin içerisinde buldum. Üç dört sene severek ve büyük bir iştiyakla İskilip’in Sesi gazetesini arkadaşlarla çıkardık. Bir yıl da İskilip Haber isimli kendi gazetemi çıkardım. Yani DYP’nin ve ANAP’ın çekişmeli siyaset yaptığı yıllar ben gazetecilik yaptım. Daha sonra İskilip Belediyesi haber bültenini çıkardım. Çorum Adalet, Çorum Yenigün, Kent Haber  gibi mahalli gazetelerde uzun süre köşe yazarlığı yaptım. Bu güne kadar yazdığım yazı çalışmalarımı tek bir kitapta toplamayı düşünüyorum.¨Onbeş Yıllık Gök Kubbedeki Hoş Seda¨ ismi altında tek bir kitapda bu güne kadar yazılı basında bana ait dokümanların iktibasını yayınlayacağım Allah nasip ederse.

-         İNŞALLAH MERAKLA BEKLEYECEĞİZ. SİZİN İNTERNETTE YAPTIĞINIZ İŞ DE ÜLKE ÇAPINDA BİR İŞ GALİBA? BU YÖNÜNÜZDEN DE BAHSEDERMİSİNİZ?

-         İnternet denen sanal dünya önümüzdeki yıllarda insan için ekmek su gibi ihtiyacı hissedilecek, onsuz; insanların, bugün okur yazar olmayan bir insanın sıkıntısını yaşayacak.İnternetle tanıştığım yıllar aklıma muhasebecilere yönelik mevzuatın takip ve düzenlemesi yapılarak meslek mensuplarına hizmet sunmak fikri geldi. Bizim meslekte mevzuatı takip en önemli husustur. Şu anda bile meslek mensupları bu ihtiyaçlarını matbu dokümanlarla gidermeye çalışmaktadırlar. İnternette herhangi bir bilgiye ulaşmak için kitapları karıştırmaya gerek yoktur. Aradığınız husus ile ilgili bir kelimenin araştırılması size o bilgiyle ilgili tüm kaynakları önünüze seriyor.

Benim server kurduğum yıllar bırakın İskilipi Çorum’da dahi internetle tanışan sayısı çok azdı. Server sahibi hiç yoktu. Muhasebe.gen.tr isimli web tabanlı bilgi sunma içerikli sanal  ortamı kurdum. Türkiye’nin dört bir yanından abonelerim var. Her geçen gün de artarak devam etmektedir. Türkiye genelinde bu alanda hizmet veren birkaç kişiden birisi olarak kimsenin yapmadığı ve önümüzdeki yıllara hitap edecek bir yatırım yaptığım için mutluyum.

-         İSKİLİP BELEDİYESİNDE MÜDÜRLÜK TE YAPTINIZ

-         Evet o öyküm de ilginçtir. Her kesin ancak torpil ve tavassutla memur olabildiği siyasi yıllarda memurluk bana teklif edildi. Zamanın Belediye Başkanı Mustafa Çalık Belediye Haber bülteni yayınını bir türlü istediği ölçütlerde çıkaramamıştı. Bende o sıralar gazetecilik yaptığım için bana belediye de çalışmamı teklif etti. Bende sadece gazetecilik değil yapacağım işin halkla ilişkiler ayağı da olmalı dedim. Benim düşüncem kamu kurumu olan belediye bünyesinde İskilip’e ve İskilipliye hizmet etmekti. Belediye bünyesinde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü diye bir birim yoktu. Hemen mevzuata uygun olarak alt yapısını hazırladım Belediye Meclisinden geçirmek suretiyle resmi kimliğine kavuşturmuştum. Belediye de memurluk asalet süremi zora ki bekledim.  Günüm dolar dolmaz derhal istifa ettim. Çevrem ve yakınlarım hayret etmişlerdi. Herkes memurluğu torpille arar bulmaz bense bir çırpıda silip atabilmiştim. Ben çok yönlü bir çalışma içerisinde olayım istedim fakat bu imkan verilmedi. Sadece haber bülteni yayınlamakla zamanın belediye başkanının borazanlığını yapmaktan ibaret kaldım belediye memurluğunda. Tabi ki benim için iyi bir tecrübe olmuştu. Belediyeyi yakın tanıma fırsatı bulmuştum.

-         ÇOK ORTAKLI ŞİRKET ÇALIŞMALARINIZ DA O YILLARA DAYANIYOR GALİBA? EHİL A.Ş. OLAYI DEĞİL Mİ?

-         Evet henüz daha 24 yaşında delikanlı çağımda idim. Sermaye falan yoktu ortada. Rahmetli Özal’ın müteşebbislere çeşitli teşviklerin verdiği yıllardı. İskilip o yıllar devletin teşviklerinden yeterince yararlanamadı. Ben de idealist bir genç ruhuyla henüz daha hayat tecrübesi olmayan, insanlarla yüzeysel  diyaloglar kurmuş bir yapıda iken İskilip’in de bu teşviklerden yararlanması gerektiği inancı taşımaktaydım. Tek sermayem insanları ikna etme kabiliyetim di. O günlerde dindar kesimlerde ¨Yimpaş¨ ¨Kompassan¨ gibi firma kurmalarda moda. Ben önce İskilip’in Sesi gazetesi etrafında şirketleşmeyi hedeflemiştim . Sadece isim bazında gazete sahipliğini yürüten şahıs buna razı olmamıştı. Daha sonra benim fikrime fabrikasyon ekmek üretimi geldi. Çünkü İskilip’te o yıllar öğle vakitlerinde ekmek tükenir o vakitten sonra vatandaş lokanta lokanta ekmek bulmak için gezerdi. İlçede ki tüm ekmekçileri topladım.Devletin teşvik imkanından yararlandırmak bana ait dedim. Yeter ki siz bir araya gelin ortak bir ekmek fabrikası kuralım. Ekmek işi başlı başına bir zanaatkarlıktır. Tüm fırıncılar başta olumlu baktı. Fırıncılara başta kuracağımız şirket halka açık olacak dedim. Ve ben şirketin alt yapı çalışmalarına başladım. Halkımıza duyurduk.Hisse satışı yaptık. Hisse satışından topladığımız yekun para 8 milyon lira civarında oldu. Bizim yatırımımız yaklaşık 500 milyon liralık bir yatırım.200 milyon falan da teşvikten hedefliyorum. Hemen üretime başlayacağımız için kazanarak da borç ödeyebileceğimi düşünüyorum. Fakat her şey kağıt üzerinde olduğu gibi olmuyormuş. Ben bu çalışmaları yaparken ekmekçiler bu ortaklıktan çekilmeye başladılar.Kala kala iki ekmekçi kaldı ortaklıkta. Toplanan 8 milyon para da yaklaşık 60 kişinin parasıydı. İstanbul’a Toya makine fabrikasının sahibine gittim. Sadece bir gün de ne peşinat ne çek hiçbir şey yok sıradan aylık ödemeli senetleri imzalamak suretiyle bugünün değeriyle milyarlarca liralık makineleri aldım geldim. Şu anda bende ;bana bir de üste yatırım tutarı kadar para verseler kesinlikle o gün ki cesaret yok. Cesaretin sonucunda bedeli ağır ödedim tabi ki. Aslında o günler birkaç zengin esnaftan halka açık olarak değil birlikte yapalım teklifleri gelmişti. Aşırı derece idealisttim. Halkla birlikte kazanalım istemiştim. Ortak olarak kalan iki ekmekçiden birisi de ayrıldı bu arada. Maalesef ben sadece teşvik ve başlangıçta ki organizasyonu yapayım derken işin içerisinde tamamen kendimi buldum. Kolları sıvadık fabrikayı üretime geçirdim. Gece gündüz demeden şirketin hem idarecisi, hem muhasebecisi gerektiğinde vasıfsız işçiliğini yaptım. Başarmak zorunda olduğumun bilincinde idim. Çünkü İskilip’te geçmişte yapılan ortaklıklar batmış insanların kolektif çalışma ruhu zedelenmişti. Bir de bunun üzerine bizim çalışmamız eklenirse İskilip’in moralinin tamamen bozulacağı düşüncesinde idim. Faaliyete başlamamızdan henüz üç-beş ay geçmemişti ki ortaklarımızdan bir-kaçı hemen aleyhime dedikodu üretmeye başladı. Şirket idareciliğine göz diken bir ortağımız işi gücü beni yıpratmak suretiyle şirketi ele geçirmenin hesaplarını yaptı. Ben dedikodularla uğraşacak vaktim olmadığından sürekli şirketin işleriyle meşguldüm. Zaten borçlu bir şekilde yatırım yaptık.İşletme sermayesi hiç yoktu. Teşvik hedeflediğim gibi 200 milyon değil 40 milyon çıkmıştı. Birde zamanında gelmemişti.Haliyle ödemelerde sıkıntıya düştük. Ürettiğimiz ekmek ancak maliyeti karşılamakta idi. Makinelere olan borçlarımızı ödemede sıkıntıya düştük. Bu arada  ben bir un fabrikasıyla opsiyonlu un bağlantısı yaptım. Anlaşmayı bin torba un alımından sonra ödemelere başlamak suretiyle çok avantajlı bir iş sözleşmesi yaptım ve çok rahatlamıştım. Bu şekilde hem borçlarımızı ödeyecek rahat bir şekilde işletme sermayesi için de kaynak bulmuş oldum. Fakat dedikodu üretmeye devam eden birkaç ortak sürekli şirket idaresini ele geçirmek için benim aleyhime diğer ortakları da bana karşı organize etmeye başlamışlar. Bu arada ben o yıllar kar marjının çok yüksek olduğu Romanya’da bir ortaklığa girmiş orada yeni bir yatırım çalışmaları başlatmıştım.Hakikaten para kazanmak için çok cazibeli bir ülkeydi. Fabrikayı gerekirse Romanya’ya aktarmak çok süper bir kazanç hedeflemiştim. Tabi ortaklar arasında aleyhime oluşturulan kampanya büyümüş istenmeyen adam olarak görülmeye başlamıştım.Bu arada bakiye 300 çuval un borcumuzun olduğu fabrika sahiplerini de tedirgin etmek suretiyle anlaşmayı bozdurmuşlar şirketi adeta bir çıkmaza sokmayı başarmışlardı. Finans sorunu çözdüm derken karşıma daha çok bir sıkıntıyla karşılaşmıştım. Finans sorunumu çözmek için satılmayan hisseleri ortaklara almalarını için teklif etmeme rağmen alan olmadı. Adeta kilitlenmiştim. Babam benim çıkmaza girdiğimi fark ettiğinden ticarethanesini ve şimdiki sanayi çarşısında ki dükkanını satmak suretiyle bana o zamanın parasıyla  40 milyon lira gibi bir para aktarmıştı. Aslında sıkıntımızı çözmüyordu ama geçici bir rahatlatma sağlamıştı. Allah’a şükür ki fabrikada hiçbir zaman üretimde aksama olmamıştı. Bir taraftan piyasada müthiş bir rekabet sürdürürken,diğer taraftan ortakların verdiği sıkıntı, ekmeğin üretimi ayrı bir sıkıntı,parasal sıkıntı hepsinin üstesinden gelmeye çalışan 25 yaşında bir delikanlı. Bu sıkıntılarla boğuşurken Belediye ekmek fırınını satılığa çıkarmıştı. Belediye ekmek fabrikası on bin kapasiteli bir fırın olduğundan özel şahısların eline geçerse bizim ekmek fabrikasının tamamen kapanmasına sebep olacağı kesindi. Belediye bin ekmek civarında üretim yaptığı için etkisi az oluyordu. Fakat şahısların eline geçtiği takdirde üretim artacağından kesinlikle bizim fabrikayı kapatmamız demekti. Bir de İskilip halkı taban ekmeği tercih etmekteydi. Fabrikasyon pek sevilmemişti. Onun için satılığa çıkarılan Belediye ekmek fabrikasını mutlaka almamız gerekiyordu. Fakat borç bataklığında yüzüyorduk. Yine eşin dostun sayesinde yeni bir kaynak buluruz ümidiyle Belediye Ekmek Fabrikasının ihalesine girdik. İhaleye üç ekmekçi ortaklık kurmak suretiyle katılmaktaydılar. İhale şartlarını incelediğimde ihale bedelinin % 25 peşin kalan kısmının alıcının istediği şekilde taksit yapılacağı anlamına gelen bir cümleyle karşılaştım. Bu cümleden yola çıkarak sıradan on bir taksiti ödeyebileceğim rakamı teklif eder kalan bakiyenin tamamını on ikinci taksite yüklerim düşüncesiyle karşımdaki ekmekçilerin verdiği rakamın sürekli üzerinde bedel teklif etmek suretiyle Belediye ekmek fabrikasını almayı başarmıştım. Fakat bu arada ortaklar benim aleyhime tamamen organize olmuşlar benden yönetimi bırakmamı talep ettiler. Kendi aralarında belirttikleri ortaklarımızdan rahmetli Mehmet Genç’e yönetimi devrettiler. Fabrika bir ay falan bu şekilde çalıştırılmıştı. Benden kalan borçlar ödenmemişti sürekli erteleme yoluna gidiliyordu. Alacaklılar beni muhatap  bildiklerinden rahatsız olmaya başlamıştım. Yöneticilere benden kalan alacaklılara bir şekilde ödeme planı sunmalarını veya açıkta ki hisseleri satmak suretiyle bu borçların kapatılması gerekliliğini söylememe rağmen bir türlü benim zamanımdan kalan alacaklılara ödeme yapılmamıştı. Benim aleyhime ortakları organize eden kişiler istedikleri hedefe ulaşamadıklarından yeni yönetiminde aleyhine geçmişlerdi. Yine eşin dostun sayesinde ödenmemiş sermayeye ait hisseleri bendeki hisseleri de devretmek şartıyla devralmak isteyen bir şirket buldum. Hemen razı oldum. Benim zamanımdan kalan alacaklılara hemen bir ödeme planı sunularak borçlarımız halledildi. Yalnız hisseleri devrederken tek şartım tüm ortaklara birer mektupla hisselerini döviz bazında değer kaybı olmaksızın satmaları halinde bir ay içerisinde devralmaları şartını koymuştum benim içinde en önemli yönü buydu. Çünkü bana güvenerek az da olsa üç beş kuruş sermaye katılımlarını batırdı iflas ettirdi demekten kurtarmıştım. Ne gariptir ki hiçbir ortak hissesini devretmedi. Tabi ben kimseyi mağdur etmemenin vicdani rahatlığına kavuşmuştum. Kendi servetimin sıfırlanması önemli değildi. Rabbim canımı sağ ettikçe yine kazanırdım. Aradan bir yıl geçmedi ki ortaklara katıldıkları paranın yarısı geri iade edildi. Bu güne kadar da isteyen ortak hissesini döviz bazında değer kaybına uğratmadan satabilmektedir. Ehil Ekmek benim için ilçeme beş kuruş sermayesi olmadan kazandırdığım trilyonluk yatırım olarak gurur abidesidir. Ehil Ekmek kanalıyla benim şahsımı yıpratmak isteyen art niyetli insanlar önce İskilip’e yirmi beş yaşında ki bir gencin yaptığı buna benzer bir yatırım yapsınlar ondan sonra beni eleştirsinler. Bugüne kadar yüzlerce insan bu fabrikadan ekmek yedi.Onlarca insan bu fabrika sayesinde emekli oldu. Halen de yaklaşık on beş kişi ekmek yiyor. Şirketin idarecisi Fehmi Yağlı olmuş Mehmet Genç Olmuş bugün de Mehmet İnici olmuş;önemli olan bu kurumun yaşamasıdır.  

-         HAYLİ TEFERRUATA İNDİNİZ…

-         Efendim benim hakkımda en çok konuşulan ve kasıtlı bir şekilde beni yıpratmak isteyenlerin dillerine dolandırdığı bir husus olduğundan kamuoyu her şeyi bilsin de beni yarım yamalak duyduğu dedikodularla yargılamasın.

-         HAKLISINIZ. BENCE SİZİN İÇİN EN ÖNEMLİ YANINIZA GELMEK İSTİYORUM; SİYASİ YÖNÜNÜZ.. NE ZAMANDIR SİYASETİN İÇERİSİNDESİNİZ?

-         Siyaset gibi ciddi konularda hatırladığım kadarıyla ortaokul sıralarında başladığımı hatırlıyorum. MSP-RP-FP çizgisinde Ak Parti’nin kuruluşuna kadar siyasi çizgimi bu şekilde bu günlere getirdim. RP döneminde olsun FP döneminde olsun parti sözcüsü olarak gezmediğim konuşma yapmadığım köy kalmamıştır. Fazilet Partisinin kapatıldığında ilçe başkanı bendim.

-         SAADET PARTİSİYLE  NEDEN DEVAM ETMEDİNİZ? YANİ AK PARTİ’Yİ TERCİH ETMEKLE ÇİZGİNİZİ DEĞİŞTİRDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORMUSUNUZ?

-         Saadet Partisini tercih edemezdim çünkü RP ve FP de Tayip Beyin ekibinin içerisinde yer almıştım. O yılları hatırlarsanız Tayip Bey ve ekibine karşı toplumumuzda büyük teveccüh vardı. Bunu görmemek deve kuşunun kafasını kuma sokmasına benziyordu. Fakat bir türlü RP ve FP kurmaylarını aşmak mümkün olmuyordu. Düşünebiliyor musunuz ilçe başkanlığını bana verdiler genel merkez delegeliğini ise ilçe siyaset hayatında yeterince başarılı olamamış şahsa vermişlerdi.Belki kendilerince haklıydılar. Ama halkın taleplerine karşı cevap verilmesi gerekirdi. Aksi takdirde halkımız mutlaka yeni siyasi tercihler yapacağından tercih edilen ekip bir başka siyasi oluşum olabilirdi. Yıllarca aktif siyasetin içerisinde yer almış tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yerlere gelmiş bir ekip olarak bu fırsat kaçırılamazdı. Artık eskisi gibi siyasi anlayışlar kalmadı ülkemizde. Parti taassupluğu yerine siyasi kimliklerin başarılı olup olmadığına bakılacaktır.

-         AK PARTİ SÜRECİNİZ NE ZAMAN BAŞLADI? YANİ FP KAPATILDIĞINDA VEYA ŞÖYLE SORAYIM FP İÇERİSİNDE BU OLUŞUM BAŞLADIĞINDA PUSUYA YATIP BEKLEYENLERDENMİSİNİZ YOKSA AÇIKCA TARAF OLANLARDANMISINIZ?

-         Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ediyorum. Bu gün Ak Parti’nin yetkili makamlarına kadar gelmiş bir çok insan biliyorum o günlerde hiç sesi soluğu çıkmamıştı ve pusuda beklemeye geçmişti. Ama ben bütün şimşekleri üzerime çekmeme rağmen FP ilçe başkanı iken Abdullah Beyin Çorum’a gelişinde açık ve net destek veren ilçe başkanıyım.Hiç bir zaman siyasi makam ve mevki fırsatçılığı yapmadan her zaman hizmet ve dava adamı olmayı yeğlemişimdir. Çünkü makam ve mevkiler  mukadderattır. Takdiri de kimse bozamaz. Biz sadece üstlendiğimiz rolü en güzel şekilde oynamanın gayreti içerisinde olmamız gerekiyor sadece o kadar. Biz Fazilet Partisi ilçe yönetimi olarak tamamımız Ak parti saflarında yer aldık. Ak Parti’nin ilçe başkanı olurum veya olmam gibi hiçbir düşünceye kapılmadan ülkemizin kurtuluşunun ancak Tayip Bey ve ekibinin gayretleriyle olacağını tahmin ettiğimden tavrımı hiçbir zaman herhangi bir şarta bağlamaksızın Ak parti saflarında yer aldım. Biliyorsunuz kurucu ilçe başkanlığını da bana vermediler o zaman. Hiçbir zaman gurur kibir meselesi yapmadan yönetimde de yer aldım. Biliyorsunuz kurucu başkanın milletvekili aday adaylığıyla boşalan ilçe başkanlığı görevine getirildim. O gün bugündür ilçe başkanlığı görevini sürdürmeye çalışıyorum.

-         BAŞKANLIĞINIZ SÜRECİNDE YÖNETİMDEN KAYNAKLANAN BİR TAKIM SIKINTILAR ÇEKTİNİZ? SİZCE NEDENİNİ HİÇ ARAŞTIRDINIZ MI?

-         Aslında ben iktidar partisi konumunda ki bir partinin yönetiminde bir takım sıkıntıların yaşanması kadar doğal bir şey yoktur. Çünkü iktidar partisisin, bir çok insan doğal olarak bir beklenti ve çıkar elde etmek için parti içerisinde yer almış olabilir. Beklentisine de cevap bulamadığı takdirde hemen başkanlık makamını yıpratmaya ve aleyhine geçiyor. Şimdi düşünsenize genel seçimlerde %60 oranında başarı elde etmiş bir ilçe başkanı neden yıpratılır? Menfaat ve çıkar beklentisi olmayan gerçek bir Ak Partili insan illaki yönetimde yer alacağım diye dayatmaz. Her vazife onun için partisinin başarısı için değerli olmalıdır. Önceki yönetim de arkadaşlar kalktılar bana karşı komplo kurdular görevden aldırmak için (başka bir gazete röportajımda genişçe açıklamıştım burada tekrar etmek istemem.) sebep ne idi? Fehmi Yağlı ilçe başkanlığında başarısız mı? Diye sorunca kimse başarısız diyemiyor. Hatta son haftaya kadar başkanlığa talip olunmuyor. Üstelik bu insanlara yönetimde tekrar beraber olalım dememize rağmen maalesef yanaşmıyorlar. Şimdi bu durumların başka türlü bir izahı var mı? Ayrıca bu gibi durumları ben çok fazla dikkate almıyorum. Çünkü Ak Parti kitle partisi olmuş. Geçmişte bir çok farklı partilerde yer alan insanlardan oluşmuş durumda. Bir takım görüş farklılıkları olacaktır. Bu farklılıklar maalesef kamuoyuna sanki yönetim bölünmüş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Halbuki yönetimde ki farklılıklar partimizin kamuoyunda ki gücünden kaynaklanmaktadır. Diğer partilerin bırakın yönetimi ilçe başkanları dahi gündeme giremezken bizim yönetim kurulu üyelerimizin her birisinin günlük hayatı takip ediliyor. Ne söylediği, ne yediği ne içtiği takip ediliyor. Bu durumu doğal da karşılamak lazım nüfusun % 60 nın oy verdiği bir parti elbette seçmenleri tarafından takip altında tutulacaktır. Biz bu gücü inşallah mahalli seçimlerde daha fazla oy almak suretiyle lehimize kullanmayı becereceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

-         SÜREKLİ RAKİBİMİZ KENDİMİZ DİYORSUN BASIN DEMECLERİNİZDE BELEDİYE BAŞKANI MEHMET LOKUM’U RAKİP OLARAK GÖRMÜYORMUSUNUZ?

-         Elbette rakibimiz kendimiz diyorsak bir başka ismi rakip olarak görmüyoruz demektir. Çünkü şu anda ki konjonktür ve sayın Lokum’un on yıllık belediye başkanlığı dönemi bu tespiti yaptırıyor bana. Sayın Lokum’un kişiliğine kimliğine ne kendim laf söylerim kimseye de söyletmem. Belediye başkanlığı makamına oturan insanın ¨dürüst kimliği¨ artı bir meziyet olmamalı. ¨Dürüst kimlik¨doğal bir meziyet olmalı. Artı meziyet ise başkanlık sürecinde geçirdiği icraatları olmalıdır. Sayın Lokum’un seçildiği ilk dönem İskilip’in siyasi çekişmelerden kurtarılmasının elzem olduğu bir döneme rastlamıştır. O günkü ortamda İskilip halkı o günün aktif siyasetçilerinden çok muzdarip olduğundan Mehmet Lokum’un etrafında toplanıldı.İkinci dönem de ise MHP parti olarak bir rüzgar yakalamıştı.İktidar partisi olacağından kimsenin şüphesi yoktu. Belediye Başkanında iktidar partisinden olması ilçeye artı kazanımları olur düşüncesiyle ikinci dönem de de sayın Lokum’a belediye başkanlığını verdi İskilip halkı. Tabi bunların hepsi takdir-i ilahi sonuçlarıdır. Biz sadece tahlili beşer yapıyoruz o kadar. Henüz her ne kadar halk arasında Mehmet Lokum’un üçüncü kez tekrar aday olacağı konuşuluyorsa da resmen adaylığını açıklamış değil. Şayet sayın Lokum resmen üçüncü kez belediye başkanlığına adaylığını açıkladığı an dananın kuyruğu o zaman kopar. Belediye Başkanlığı makamı elinde bulunmak suretiyle tafrasızlığı biter kamuoyu adına Ak Partili seçmenler adına bizim sorgulama dönemimiz başlar. Resmen adaylığını açıkladığı andan itibaren on yıllık belediye başkanlığı döneminde ilçeye neler kazandırdı neler kaybettirdi sorusunu sorar kendisinden dinler bizde kendi tahlilimizi yapar kamuoyunun takdirine bırakırız. Her zaman söylerim siyasi yönelmeler bir rüzgar meselesidir. Bu gün rüzgar Ak Parti lehine esmektedir.Hem de çok şiddetli esmektedir. Diğer taraftan ilçemizin tarihinde üçüncü kez belediye başkanlığını kazanan şahıs yok. Bu memlekette üçüncü kez belediye başkanlığı kazansaydı Sayın Çalık kazanırdı. Çünkü ikinci dönemde sadece amblemden ibaret bir partiden aday oldu ve kazandı hatırlarsanız. Yani kendine özel taraftar oluşturmuş bir siyasi kimlikti.Buna rağmen üçüncü denemesinde kaybetti. Şimdi Sayın Lokum’da buna benzer bir yapılanma ve oluşum bulunmamaktadır.Her zaman söylerim şimdi ben Ak Parti ilçe başkanlığından istifa etsem hatta 25 kişilik yönetimimle istifa etsem ve sayın Lokum’un taraftarı olsak Tayip Bey rüzgarına karşında az geliriz. O rüzgarın önünde kağıt parçası gibi savrulur gideriz. Bu bir realitedir. Onun için bana gelip ‘Mehmet Lokum güçlü’ Sayın Lokum’a gidip ‘Ak Parti güçlü ama…’ diyerek söze başlayan şahsi menfaat ve çıkar elde etmeye çalışanlara fırsat vermememiz gerekir. Balık bulanık suda avlanır. Suyu bulatıp çıkar umanlara fırsat vermememiz gerekir. İskilip’in geleceği adına böyle davranmalıyız.

-         MEHMET LOKUM’UN ON YILLIK İCRAAT DÖNEMİYLE İLGİLİ OLARAK ŞİMDİ DE BAHSEDEBİLİRSİNİZ? YANİ DAHA AÇIK KONUŞSANIZ.

-         Henüz Sayın Lokum adaylığını resmen açıklamış değil. Onun için bunları şimdi den konuşmak doğru olmaz. Ben geçmiş bir dönemi gereksiz yere tahlil etmem. Ben geleceğe bakarım. Kaybettiklerimiz için oturup ağıt yakmam. Nasıl telafi ederimi düşünür hızlı bir şekilde açığı kapatmak suretiyle yolumuza devam ederiz. Şayet sayın Lokum aday olmasa seçim gününe kadar Belediye Başkanlığı makamını siyasi çalışmalara alet etmeyeceğini düşünüyorum. Aday olursa şayet riyaset makamını siyasi çalışmalarına alet eder doğal olarak bizde bunu kabullenemeyiz.

-         BELEDİYE BAŞKAN ADAYI ÇALIŞMALARINIZ NE AŞAMADA?İSİM BELLİ Mİ? YOKSA NASIL BELİRLEYECEKSİNİZ?
-         Belediye Başkanı Aday tespit çalışmalarımız sürmektedir. Yönetimde ki arkadaşlarımız ferdi olarak, gurup olarak aday tespit çalışmaları içerisindedirler. İskilip kamuoyu bizim için çok önemli. Mutlaka İskilip kamuoyunun benimseyeceği bir ismi çıkaracağız. Henüz ilden ve genel merkezden aday tespit çalışmaları ile ilgili bir genelge gelmedi. Şu anda ki çalışmalar tamamen mahalli bazda yapılan çalışmalardır. Benim şahsi kanaatim aday belirleme de %30 yönetim;%30 kamuoyu araştırması ve % 40 İl ve Genel Merkez etkinliği söz konusu olacaktır. Yani biz şu anda % 30’luk kısmının çalışmasını yapmaktayız.Büyük ihtimal müracaatlar ilçe ve il üzerinden veya doğrudan genel merkeze yapılacağından aday adaylarının ismi o süreçte resmiyet kazanır. Şu anda ki bizim çalışmalarımız alt yapı çalışmalarıdır. İl ve genel merkezin kararını etkilemede önem arz edecek çalışmalardır. Tek bir aday isminde ittifakın olmadığı yerlerde şahsi kanaatimi söylüyorum son güne kadar aday tespiti sarkar. Tek bir isim üzerinde ittifak sağlayabilirsek işimiz daha kolay olur elbette.Aday adayı sayısı bir hayli fazla olacağa benziyor.Şimdiden onun üzerinde aday adayı ismi üzerinde çalışmalar sürmektedir. Tabi ki bu isimleri burada deşifre etmek doğru değildir. Partimizin gücünü göstermektedir. Kamuoyu bizi takip ediyor.Hiç diğer partilerin adayları veya herhangi bir çalışmaları konuşuluyor mu? Gündemde tamamen Ak Parti var. Elbette olacak.Çünkü halkımızın % 80’ni Ak Parti seçmeni. Doğal olarak da konuşulacak olan Ak Parti olacak.
-         ADAYDA ARAYACAĞINIZ KRİTER VAR MI?
-         Elbette. Bizim adayımız bugünden yirmi yıl sonrasını görebilecek kabiliyette ve ferasette olmalı.Projeli olmalı. Dijital çağın donanımıyla donanımlı performansı yüksek dolu dolu hareketli bir idarecilik yapabilecek kabiliyette ve kapasitede olmalıdır.Ben her zaman şunu söylerim İskilip bundan önceki on yılı parti içi kavga ve siyasi çekişmelerle geçirdi. Türkiye’nin o yıllarda başladığı kalkınma hamlesinden yeterince istifade edemedi. İkinci on yılda ise pasif bir idarecilikle geçti İskilip belediyesi. Benim ilçe başkanlığımda İskilip Belediyesini yönetecek şahsın işi çok zor olacak. Çünkü yıllardır İskilip’le ilgili olarak projelerim var. Bu projeleri on yıldır yazılarımda sözlü ifadelerimde kamuoyu ile paylaşıyorum. Şu anda Rabbim iktidar partisi ilçe başkanlığı gibi bir mesuliyet arz eden makamı bahşetti. Elbette ben de bu makamın hakkını vermek zorundayım. Ben kavga edersem kişisel meseleler için kavga etmem. Memleketim için kavga ederim. Halkım için kavga ederim. Bu kavgayı da kişi en yakın dostum dahi olsa halkım adına ilçem adına bu kavgayı hiç çekinmeden veririm. Memleket meseleleri ayrı dostluk ayrıdır. Gözü kesen, gerçekten kendisinin ilçeye faydalı hizmetler sunacağını inanan insanlar çıkmalı aday olarak. Yoksa emeklilik çağını belediye başkanı olarak geçirmek için talip olmamalı insanlar belediye başkanlığına.
-         PEKİ ŞU SON ON SENEDE SİZ OLSAYDINIZ İSKİLİP’E NE GİBİ FARKLI İCRAATLARINIZ OLURDU.

-         Bakın ben on sene önce İskilip’in kalkınması ile ilgili bir sempozyumda tebliğ sunmuştum.Yani Sayın Lokum’un ilk yıllarındaydı galiba. Benim o yıllarda tebliğ olarak sunduğum İskilip’in kalkınmasının ancak  doğal ev ürünlerimizle ilgili üretimin artırılması ve organizeli olarak ambalajı ve pazarlaması yapılmalıdır demiştim. Bakın bugün dünya ülkeleri bu iş için özel fon tahsis etti ve hibe şeklinde hane başına para ödüyor. Gelişmiş ülkeler artık evlerde üretilen doğal ev ürünlerine yöneliyor. Yani ev salçası,tarhana,turşu,kuşburnu,perverde, v.b. ev ürünleri şu anda gelişmiş ülkelerde çok cazip şartlarda alıcı bulabilmektedir. Belediye olarak halkımızı bu projeye yönlendirir tansa nın organizasyonu altında koordinatörlüğünü yapardım. Bu proje de hedef her eve aylık üçyüz-dörtyüz milyon ek gelir sağlamak olurdu.

Sonra yılan hikayesine dönen şu toplu konut projesini biz olsak bu şekilde sürüncemede bırakmazdık. Dokuz senedir sadece proje ile uğraşılır mı? Ben çok iyi hatırlıyorum; bizim mahallede fakir bir vatandaş o zamanlar belediyenin ön araştırma olarak talep ettiği formu doldurmuş ev sahibi olacağız diye sevincinden gözleri parıldıyor yüzleri gülüyordu. Şimdi sormak lazım ;ne hakkımız var insanların duygularıyla oynamaya? Çalışmayı başlatırsınız, ilçemizde insanlarımızın gelir durumları belli, şartları, gelir seviyesi düşük vatandaşlardan başlamak üzere tüm kesimlere hitap edebilecek şekilde ortaya korsun.Dokuz yıldır halkımızı bir projeyle oyalamaya hakkımız yok. Bugün ilçemizde 50 milyara konut satılıyor. Neden? Konut yetersizliğinden. Üstelik geçen hükümet döneminde toplu konut idaresi MHP’nin uhdesinde idi. Onun da ötesinde toplu konut idaresinden bağımsız da yapmak mümkün olabilirdi. Şahsen biz bu işi farklı bir şekilde organize edeceğiz. Bizim hükümetimiz bildiğiniz gibi toplu konut çalışmalarına önem veren bir hükümet.Bu işin iktidar boyutu önemlidir elbette.Toplu konut çalışmasının üç ayağı olacak. Üyeler (Kooperatif); Belediye (Organizatör); Yüklenici firma (Belediye-Kooperatif) olmak üzere çalışmaları başlatacağız. Kooperatif  üyeliğini bir bütün olarak düşünmüyoruz. Gelir seviyesi en düşük vatandaşın durumuna göre bedeli küçük bedellere endekslenmiş sertifika sunacağız piyasaya. Bu sertifikalar üyeler arasında ve halk arasında kolaylıkla alınıp satılacak. Bu yöntemin güzelliği şurada: vatandaş diyelim üyelik kaydını yaptı bir yıl ödedi maddi sıkıntıya girdiği için kooperatife para ödeyemez duruma geldi. Burada üyelik söz konusu olmadığı için vatandaş herhangi bir icra takibine uğramayacak veya üyelikten çıkarılma gibi herhangi bir yaptırım söz konusu olmayacak. Çünkü o güne kadar satın aldığı sertifikalar her zaman vatandaş arasında ve üyeler arasında müşteri bulabilecek veya kendinde kalabilecek. Ne zaman ki maddi durumunu düzeltti sertifika almaya devam edecek. Konut alabilecek sertifika sayısına ulaşana kadar bu alımı sürecek. Ne zaman ki konut sahibi olabilmek için lazım olan sertifika sayısına ulaştı, o zaman vatandaş konutuna kavuşmuş olacak. Toplu konut alanı olarak istimlak edilecek alana da bedel olarak konut sertifikaları verilecek nakit ödenmeyecek. Teknik bazda maliyet hesaplamasından sonra belli oranda bir metrekareye karşılık olarak istimlak edilen yerlerin sahiplerine sertifika tahsis edilecek. Kooperatif ve Belediye ortaklaşa kuracakları inşaat firması yani yüklenici firma konut yapabilecek alt yapı tesislerini kuracak veya kısmen satın alacak kooperatife arsa payı karşılığında dört daire üzerinde üç katlı olmak üzere konut yapımlarına derhal başlayacak.İnşaat şirketinin sermaye yapısı şu şekilde oluşacak:Kooperatif topladığı para karşılığında sermaye oluşturacak, belediye ise makine-teçhizat-tesis ve işçilik karşılığı sermaye oluşturacak. Şu sistemi dokuz sene önce başlayıp uygulamaya koysaydık bu güne kadar bin konut rahatlıkla bitmiş olur vatandaş kendi evinde oturuyor olurdu.

Sonra, şu İskilip-Tosya yolumuz bir alameti farika. Kale gibi İskilip’i tam ortasından böldü. Halbuki proje halinde iken bu yolu Atatürk orman çiftliğinin yanındaki köprü tarafından başlatılsaydı hem çayın iki tarafı da ıslah olurdu hem de ilçe ikiye bölünmezdi. Artık tabi geriye dönmemiz mümkün olmamaktadır. Hizmet yapılırken yapılan iş içe sinmeli. ‘yapılsın da nasıl olursa olsun’ mantığı yanlıştır. Kale ardı sağlık ocağı gibi. Sonra imar da giderayak oy hesabıyla yanlış yapılmamalıdır. Kesinlikle şu bilinmelidir ki yanlışa sebep olan vatandaşın bile oyunu alamazsınız. Çünkü vatandaş çoğunluğun tarafında yer almaktadır. Şahsen biz İskilip’in girişinde on katlı beton yığını ve İskilip’in görüntüsünü bozan benzinliğin yanında ki inşaata ruhsat vermezdik. Mülk sahibi vatandaşın mağduriyetini başka bir yerden telafisine giderdik.

Sonra dokuz yıldır şehrin merkezinde sosyal tesisler denen binayı mezbelelik gibi bekletmezdik. Dışarıdan gelen hemşerilerimiz otobüsten iner  inmez kendilerini büyük bir köye gelmiş gibi hissetmektedirler. Sosyal tesislerin C bloğunun yapılacağı alanı  arka sokaklıktan kurtaracağız. Sanayi çarşı arasında dolmuşların yolcu alacağı ve yolcu indireceği alan olarak düzenleyeceğiz. Ayrıca otobüslerin ve minibüslerin yolcu indireceği  alan olacak. Belediye otobüsü sanayi güzergahından gelişinde getirdiği yolcuları Akçayı Kenarı tarafında trafiği alt üst etmek suretiyle yolcu indirmesi bu çağda ilçemize yakışmıyor doğrusu. Şehir içi trafiği keşmekeş. Sanayi esnafının ve çıraklarının ulaşım problemleri bir rezillik. Çarşıdan bir vatandaşın sanayide işi olsa veya sanayide ki bir vatandaşın acil çarşıda işi olsa  yarım günü heba olmaktadır. Zamanla yarıştığımız çağımızda halkımıza karşı bir ayıbımızdır bu durum. Bu sorunu dolmuşçuluk sistemini getirmek suretiyle çözeceğiz inşallah. Neyse bu konularla ilgili olarak şimdilik bu kadar yeter.

-         PEKİ SİZİN NE GİBİ İLÇE İÇİN PROJELERİNİZ MEVCUTTUR.BİRAZ BAHSEDERSENİZ?

-         Şu anda ki söyleşimiz bayağı bir uzadı. Hemşerilerimizi çok fazla da usandırmayalım. Biliyorsunuz bizim partimiz adına bir bülten çalışmamız var. Üçüncü sayıyı çıkaracağız bu günlerde inşallah.Şimdi burada bir bu kadar daha söyleşi yapmamız gerekir projelerimizi anlatmak için. Biz projelerimizi bültenin bu sayısında yayınlamayı düşünüyoruz. İnşallah hemşerilerimiz yayınlayacağımız bültenle projelerimizi detaylı bir şekilde görmüş olacaklardır.

-         GÜZEL BİR SÖYLEŞİ OLDU SİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM.

-         Asıl ben size teşekkür ederim.Hemşerilerimle benim aramda köprü kurdunuz. Onlara duygularımı düşüncelerimi aktarma fırsatı verdiniz.Sizin aracılığınız ile tüm İskilipli hemşerilerimi en derin saygı sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum. Rabbim gönüllerince yaşamlarını sürdürmeyi cümleye nasip etsin.

Geri İzlemeler

GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1422

Yorum


tarafından yazıldı: | 02/08 04:28AM


Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod:




Fotoğraf albümleri
F.Yağlı-Basın Demeçleri
Yaşam


Bağlantılarım
Ziyaret Yerlerim
İskilip Konulu Adresler




En son fotoğraflar
powered by blogsever.com